• Home
  • Yazar: otsadmin

Afet lojistiği depreme hazırlanıyor

‘Sıfırıncı dakika müdahale’ hedefiyle ülke çapında 27 lojistik merkezi kuruluyor. İşletme ve tüm taşıma işlerini Alternatif Lojistik üstlendi. İstanbul için Kocaeli’de büyük bir merkez inşa ediliyor

Afet lojistiği depreme hazırlanıyor

Lojistiğin müsteşarlığı kurulmalı

Lojistik sektörü temsilcileri, bütün çıkış kapılarında yollarının kesildiği görüşünde. UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, uluslararası taşımacılıkta karşılaşılan engellerin Türkiye’nin ihracatına karşı tarife dışı engele dönüştüğünü ifade etti

Güçlükler ihracatımıza karşı operasyon gibi

Lojistikçiler, çıkış, gümrük kapısı engellerin Türkiye’nin ihracatına karşı operasyona dönüştüğünü söyledi. Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin (UND) çizdiği haritaya göre sorunsuz çıkış kapısı neredeyse yok. 15 gün beklenilen kapılar var. Bir haftalık sefer 40 güne çıkabiliyor. UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, “Açık söylüyorum. Kapıkule’de Bulgaristan’ın engel koyması var” dedi. UND İcra Kurulu Başkanı Şener, “Kış gelmiş Türkmenistan’a çocuk montu satıyorsunuz, o pazarda rakibiniz sizi kapıda bekletiyor” diye konuştu.

Kapıkule, Hamzabeyli ve İpsala kapılarında ortalama bekleme süresi 2-3 günü, İran yönlü Gürbulak ve Esendere’de 5-7 günü, Habur’da 3-4 günü, Sarp ve Türkgözü’nde ortalama bekleme süresi 1-2 günü buluyor. Irak’ın doğusu ve güneyine gidilemiyor. Suriye kapalı, tampon bölgenin ötesi yok. Mısır Ro Ro hattı da 22 Nisan itibariyle kapandı. Rusya için Ukrayna yolu kapalı. Türkmenistan’a bir haftalık yol 40 gün alabiliyor… Lojistik sektörü temsilcileri bu bekletmelerin tek nedeninin kapasite yetersizliği olmadığı, durumun Türkiye’nin ihracatına karşı tarife dışı engele dönüştüğüne dikkat çekiyor. UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, “Kapıkule’de çok açık söylüyorum Bulgaristan tarafının engel koyması var” dedi. UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, doğudan batıya, güneyden kuzeye, bütün çıkışlarda sıkıntı yaşandığını, rakip ülkelerin Türkiye’nin ihracatına karşı tutumlarını, lojistiği yavaşlatarak gerçekleştirdiklerini söyledi. Şener, “Tarif dışı engeller var. Mesela İran’ın buradan sizi geçirmiyorum demesi tarife dışı engel. Bu, Ortadoğu’ya dış ticaretini geçirmiyorum demek. İran, Ortadoğu pazarında Türkiye’nin rakibi. Kış gelmiş Türkmenistan’a çocuk montu satıyorsunuz, İran sizin kapıda bekletiyor. Kendi ürününü satabilir. Türkiye’nin ihracatla büyüdüğünü görenler engellemeye çalışıyor” dedi.

Şener’in, harita üzerinde işaretlediği kapılar ve sorunlar neredeyse ‘yol kesme’ boyutunda. Cuma günü çıkan bir araba Bulgaristan’a ancak salı günü geçebiliyor. Türk ihracatı zaman zaman İran’a 15 günde geçemiyor.

“Kapıda engellenen AB’nin malı” 

Lojistikte en önemli sorunlardan birinin Kapıkule’de yaşandığına dikkat çeken UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, “Kapıkule’de bugünkü şartlarda günde 1.600 TIR geçebilecekken 700 geçiyor. AB’den aldığı fonla 8 peron yaptı ama açmıyor. Temmuzda açacaktı. Peronları açmamakla Türkiye’nin ticaretinin önüne engel koyuyor. Kapıkule’de Bulgaristan çok açık söylüyorum Bulgaristan tarafının engel koyması var. Burası sadece Türkiye’nin kapısı değildir. AB kapısıdır. Geciktirilen mallar AB’nindir. AB’yi, Dünya Ticaret Örgütü’nü göreve çağırıyoruz. Türkiye’nin AB’ye ihracatının yüzde 50’si Türkiye’de yatırım yapmış AB şirketlerinin malı. Bu özellikle Almanya’ya iyi anlatılmalı. Almanya üç maymunu oynamasın. Çünkü Avrupa’ya ihracatın yüzde 29’unu Türkiye’de yatırım yapmış Alman firmaları yapıyor” dedi.

“Afganistan’dan geliyoruz sanki…” 

UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, “Türkiye’nin AB’ye coğrafi olarak yakın olmasının bir anlamı yok. Sanki Afganistan bölgesindeniz. Dünyada ticaretin daralıyor. Bizim ihracatta lojistik problemleri nedeniyle de azalma var. Batı kapılarında bizi tarife dışı uygulamalarla engelliyorlar. Avusturya’da, Slovenya’da vs. Suriye’ye 100 bin taşımamız sorun oldu. 40 bin transit geçişimiz sorun oldu. Mısır üzerinden gittik 40 bin, 6-7 bine indi. Mısır buna da izin vermedi. Türki cumhuriyetlere gidiyoruz. 8-9 milyar dolarlık ihracat potansiyeli var. İran üzerine yüklenmişiz bu kadar. İran’ın kendi öncelikleri, kapılardan önce İran araçlarının geçmesi gibi kurallar var. Türk ihracatı İran’a 15 günde geçemez halde. Hazar’ı açmaya çalışıyoruz, altyapı sorunları var. Orta Asya’ya için yeni yollar arıyoruz. Devlet de peşimizde. Hazar’da gemilerin sayısını artırdık, indirim yaptırmaya çalışıyoruz. Ukrayna ile Rusya savaşı o bölgeye yönelik taşımalarda büyük sıkıntı yarattı. Rusya’ya Ukrayna üzerinden gidiyorduk. Şimdi bu istenmiyor. Yeni yol arayışındayız. Ukrayna’ya gemicilik şirketleri çalışamıyor. Böyle bakınca bizim bütün çıkışlarımızda bölgesel, uluslararası krizler var” diye konuştu.

“Lojistiğin müsteşarlığı kurulmalı” 

UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, lojistik için bir müsteşarlık kurulmasını önerdi. Şener şöyle konuştu: “Türkiye’de dış ticaretiyle Ekonomi Bakanlığı ilgileniyor. Ulaştırma Bakanlığı geçiş izinleriyle ilgileniyor. Gümrük Bakanlığı kapı kontrolleri ile ilgileniyor. Biz diyoruz madem bu ülke dış ticaretle kalkınıyor, öyleyse Başbakanlığa bağlı dış ticaret lojistiği müsteşarlığı gibi bir kurum olmalı. Çünkü taşıma yollarınız yoksa ticaret mümkün değil. Bütün kurumlar üzerinde inisiyatif kullanabilecek bir otoriteye ihtiyaç var. Nasıl dış ticaret müsteşarlığı var, dış ticaretin lojistiği de düşünülmeli. Dış ticaret lojistiği müsteşarlığı kurulmalı ve direkt Başbakanlığa bağlı olmalı. Çetin Nuhoğlu da bu görüşü destekliyor.”

Lojistikçiler, Gümrük Birliği müzakeresinden kota sorununa çözüm bekliyor

Ekonomi Bakanlığı, AB makamlarıyla, Gümrük Birliği’nin yeniden müzakere edilmesi konusunda anlayış birliğine vardı. Konu uzun zamandır Türkiye’nin gündemindeydi. Önümüzdeki süreçte sektörlerin gümrük birliğinde aleyhine işleyen konular tek tek belirlenecek. Lojistik sektörü de anlaşmaya uymayan uygulamaların gündeme getirilmesini istiyor. UND Başkanı Çetin Nuhoğlu’nun değerlendirmesi şöyle:“4 maddelik bir talep var. En önemli konu şuydu; ‘Karayolu taşımacılığında kotalar kalkmalı.’ Diğer maddelerde iyileştirilmeli, tartışılmalı, çözüm bulunmalı şeklindeyken ‘karayolları kotaları kalkmalı’ diye çok somut bir şey verildi. Bence o 4 maddenin içerisinde şu anda en kısa sürede Türk tavrının netleştiği çok net bir alan var; kotalar! Bu zaten senelerdir haksız bir uygulamaydı. O nedenle çok kısa sürede kalması lazım. Dünya Bankası raporunda da kotaların malların serbest dolaşımını etkilediği yazıyor. O açıdan çok önemli bundan sonra çok net karar alınabilir. Bunu vermeye hazır olan AB bunu verirken taviz isteyecek. Bu tavizi vermemek lazım, dik durmak lazım. Bu bir hak çünkü. Bu bir hakkın teslimidir. Yeni bir hak verilmesi değildir. Yıllardır ihmal edilen bir konunun hayata geçirilmesidir. Bu anlamda da bunların hiç taviz vermeden sürdürülmesi gerekiyor.” UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener de Ekonomi Bakanlığı’nın gümrük birliği anlaşmasını yapan Ortaklık Konseyi Kararları’nın revizyonu için çalışma başlatıldığını hatırlatarak, “Çerçeve anlaşma imzalandı. Çerçevede 4 konu var. Bunlardan biri de taşıma kotalarının kaldırılması. Gümrük birliğinde mallar serbest dolaşacaksa araçları da bu serbestleşmenin içine dahil etmelisiniz diye bir ilan vereceğiz” dedi.

Hangi kapıda ne yaşanıyor?

Bulgaristan-Yunanistan

Kapıkule/Hamzabeyli / İpsala: Uluslararası karayolu taşımacılarının sıklıkla kullandığı Kapıkule, Hamzabeyli ve İpsala kara kapıları, Bulgaristan ve Yunanistan’daki sorunlar nedeniyle verimli kullanılamıyor. Bulgaristan AB kaynaklarıyla 8 yeni peron yaptı ama bir yıldır açmıyor. Bulgar kapılarında işlemler çok ağır ilerliyor. Yunanistan güzergahında sorunların ana nedeni de kapı kapasitelerinin son derece yetersiz oluşu. Ortalama bekleme süresi 2-3 günü buluyor.

Ukrayna-Rusya/BDT Ülkeleri

Sarp / Haydarpaşa / Zonguldak/ Samsun/ Kapıkule / Hamzabeyli: Türkiye’nin Ro-Ro ile Ukrayna üzerinden ve karayolu ile Bulgaristan üzerinden Rusya ve diğer BDT ülkelerine ulaşmasını sağlayan kara ve deniz sınır kapıları var ancak yetersiz sayıdaki Rusya Geçiş Belgesi kotası sebebiyle potansiyelin sadece 1/4’ü oranında ihracat yapılabiliyor. Türk taşımacıları potansiyelinin çok daha altında taşıma gerçekleştirebiliyor.

Gürcistan / Orta Asya BDT Ülkeleri

Sarp ve Türkgözü: Gürcistan’a, Gürcistan üzeri Orta Asya, Rusya ve BDT ülkelerine açılan ve Türkiye için stratejik konumda olan bir kapı. Dış ticaret yüklerinin bölgeye taşınmasında Hazar güzergahı, yüksek maliyetler ve ülkelerdeki engelleyici prosedürler nedeniyle verimli kullanılamıyor. Ortalama bekleme süresi 1-2 gün.

İtalya-Fransa/Avrupa

Pendik / Haydarpaşa / İzmir/ Çeşme / Mersin / Tekirdağ: Varış limanları Fransa ve İtalya olan ve buradan Avrupa’nın birçok ülkesine yapılan taşımalar, İtalya ve Fransa’nın kota kısıtlamaları nedeniyle engelleniyor. Özellikle İtalya’daki yetersiz kotalar bu ülkeye taşımaları 3 ay durduruyor. İtalya üzerinden transit tasımalar da yine kota engeline çarpıyor.

İran/Orta Asya
Gürbulak ve Esendere: İran’a ve Orta Asya ülkelerine açılan önemli kapı. Yoğunluğu fazla, bekleme süreleri uzun. Bunun en temel sebebi ise İran’ın eşit rekabet şartlarından uzak ayrımcı uygulamaları. Her yıl binlerce Türk aracı İran’ın bu uygulamaları sebebiyle yüklerini İran araçlarına aktarmak zorunda ka lıyor. Türkiye’nin Orta Asya ile ticaretinde engelleyici bir rol oynuyor. Yoğun dönemlerde ortalama bekleme süresi 5-7 günü buluyor.

Suudi Arabistan Ülkeleri

İskenderun: Suriye kapısının kapanması sonrasında Suudi Arabistan ve Körfez işbirliği ülkelerine gidecek yüklerin ulaşımı, İskenderun Limanı üzerinden gerçekleştiriliyor. Suriye üzerinden Körfez ülkelerine yapılan 40 bin adetlik taşıma, bölgedeki sorunlar nedeniyle güzergah değiştirdi. İskenderun Limanı üzerinden bölgeye yapılan tasımalar yüzde 85 düştü ve 6 bin adede geriledi. Şimdi bu hat da kapandı.

Suriye/Ortaodoğu

Cilvegözü / Öncüpınar: Türk araçları sadece tampon bölgeye kadar yük taşıyor ve yüklerini Suriye plakalı araçlara aktarıyor. Elleçleme gerçekleştiği için gümrük sahasının ve tampon bölge alanının genişletilmesi Türkiye ve bölge ihracatı için hayati önem taşıyor.

Kuzey Irak/Irak
Habur: 
Ortadoğu transit geçişi için en önemli alternatif. Ancak 1992 yılı itibari ile bu kapıdan sadece Kuzey Irak’a taşıma yapılabiliyor. Dünya’da en çok araç çıkısının gerçekleştiği sayılı gümrükler arasında. IŞİD tehdidi sonrası Orta ve Güney Irak’a da taşımalar yapılamıyor. Bekleme süresi 3-4 günü buluyor.

Bursa, lojistik sektörünün yeni gözdesi oldu

Lojistik sektörü rotasını dış ticaret hacminin yanı sıra hızlı tren ve otoyol projeleriyle stratejik önemi artan Bursa’ya çevirdi. 2 yılda 71 yeni aktörün eklendiği sektörde rekabet had safhada

BURSA -Hızla büyüyen global lojistik sektörü, Türkiye’de üs haline getirdiği İstanbul’dan üretimin ve sanayinin yoğun olduğu bölgelere kaymaya başladı. Otomotiv, tekstil, makine ve gıda sektörleriyle ön plana çıkan Bursa, lojistik sektörünün yeni gözdeleri arasında yerini aldı. Kentin cazibesi; limanları, hızlı tren ve otoyol projeleriyle daha da artarken, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) 2012 yılında bin 13 olan lojistik ve taşımacılık sektöründeki firma ve şubelere ait üye sayısı son iki yılda 71 yeni üye ile bin 84’e ulaştı. Lojistik taşımacılıkta merkez konuma gelmeyi hedefl eyen Bursa’da, BTSO liderliğinde yürütülen Lojistik Köy Projesi kapsamında Lojistik Zirvesi hazırlığı da yapılıyor. Bursa’nın lojistik açıdan stratejik bir konuma geldiği görüşünde birleşen sektör temsilcileri, kentte faaliyet gösteren firma sayısının hızla arttığına ve bunun da rekabeti kızıştırdığına dikkati çekiyor.

Bursa’ya ilginin artarak büyüdüğünün altını çizen Sittnak AŞ Proje ve İş Geliştirme Müdürü Mustafa Yazıcı, bunun sebebini lojistik sektörü cirosunun yüzde 30-40’ının bölge firmaları tarafından oluşturulmasına bağladı. Bursa’daki oluşumun şubeleşme ile yaygınlaştığını belirten Yacızı, “Bursa, hava ulaşımı hariç deniz ve kara ulaşımında özellikle Doğu ve Güney Marmara ile İç Anadolu bölgelerine köprü görevi görmeye başladı. Yakın zamanda demiryolu ulaşımının da geleceği düşünülürse lojistik açısından stratejik bir konuma geliyor. Bursa’da yerleşik otomotiv ana ve yan sanayi firmaları çoğunlukta. Otomotiv sektörü stok maliyetleri çok pahalı olduğu için çok hızlı hareket kaabiliyeti istiyor. Lojistik firmaları istenilen bu hızlı hareket kabiliyetini yakaladıkları ölçüde kendilerini geliştirebiliyor. Bu açıdan Bursa firmaları lojistik sektörü açısından hayati önem arz ediyor” diye konuştu.

Türkiye’de lojistik sektöründe oyuncu sayısının olması gerekenin çok üzerinde seyrettiğine işaret eden Yazıcı, bu nedenle anormal bir rekabetin söz konusu olduğunu savundu.

‘İlgiye paralel pazar payında daralma yaşanıyor’ 

Bursa’ya artan ilgiye paralel olarak pazar payında daralma yaşandığının bilgisini veren Ekol Lojistik Güney Marmara Bölge Müdürü Tülay Gül, kentteki potansiyeli fark etmeyip bugüne kadar yatırım yapmayan firmaların son dönemde atağa kalktığını bildirdi. “Bursa, sanayi anlamında yakın zamana kadar İstanbul’un gölgesinde kalmış bir şehrimizdi” diyen Gül, “Otomotivde tabiri caizse İstanbul’u sollamasıyla, firmaların ilgisini çekmeye başladı. Lojistik açıdan altyapısı gelişmiş Bursa’nın, gelecekte ekonomisinin daha da gelişim göstermesiyle, lojistik üs olacağını öngörüyoruz” diye konuştu. Ekol olarak 1996 yılında Bursa’nın potansiyelini görerek yatırım yaptıklarını ve müşterileri ile ciddi diyalog ve güvene dayalı uzun soluklu işbirliklerini devam ettirdiklerini vurgulayan Gül, bölgedeki rekabet artışını aynı zamanda kalitenin yükselmesi anlamına geldiğinden olumlu bulduklarını belirtti.

‘Artan dış ticaret hacmi kenti ilgi odağı yaptı’

‘Artan dış ticaret hacmi kenti ilgi odağı yaptı’ DHL Global Forwarding Güney Marmara Bölge Müdürü Serkan Timur, Türkiye’nin dış ticaretine bakıldığında, Bursa’nın ihraç payı ile üçüncü sırada yer aldığını söyledi. “Özellikle bölgede otomotiv sektörüne yapılan yatırımlar nedeniyle beklentimiz, ihracat hacminin artması ve Bursa’nın 10 yıl içinde İstanbul’dan sonra ihracat hacmi ile ikinci sıraya gelmesi yönünde” diyen Timur, bölgede artan dış ticaret hacminin uzun vadeli planlar doğrultusunda lojistik firmaları için ilgi odağı haline geldiğini vurguladı. Gemlik limanlarının son 10 yılda yatırımlar sayesinde kapasite ve teknolojik altyapı kullanımı anlamında büyük gelişim gösterdiğine dikkati çeken Timur, “Bursa ve çevresinde ihracat yapan firmaların deniz taşımacılığında alternatif servis kullanma ve müşterilerine daha kısa sürelerde sevkiyat yapabilme imkanları önemli ölçüde arttı. Bu da yatırımcılar için bölgemizi daha cazip hale getirdi” dedi.

Taşımaların Yüzde 32’si Karayolu ile Gerçekleşti

84235150

Karayolu taşımacılığı en basit şekilde insan ve yüklerin karayolu araçlarının kullanımıyla taşınması şeklinde tanımlanabilir. Bu yüzden nakliyecilerin önemi uluslararası lojistikte artmaya devam ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıklamalarına göre, ülkemizde 2015 yılının ilk iki çeyreğinde 73,5 milyar dolarlık ihracat yapıldı. Bu ihraç taşımalarının yaklaşık yüzde 32’si ise karayolu lojistiği kullanılarak gerçekleştirildi. Yani 23,4 milyar dolarlık kısmını karayolu taşımacılığı sağlamış oldu ve bu taşımalar sefer sayısı olarak ise 737 binlerde. Yine bu dönemde yapılan yüzde 53’ü deniz, yüzde 14’ü hava, yüzde 0,5’i demiryolu, yüzde 0,5’i se diğer yollar kullanılarak taşındı.

Ancak ihracat rakamında bir önceki döneme göre yüzde 8’lik bir gerileme oluştu. Buna paralel olarak da karayolu taşımacılığında bir miktar gerileme oldu. Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) yaptığı açıklamada geçen yılın aynı dönemine nazaran bu yıl yüzde 9’luk bir gerileme seyrederek, 737 bin seviyelerine indiğini belirtti.

Bu grupta Türk plakalı araçların sefer sayısı ise yaklaşık 595 bin seviyesinde kaldı. Bu sayede ihracat taşımalarında Türk plakalı araçların yabancı araçlara oranı oldukça fazla ve yüzde 81 olarak belirtildi.

İthalat taşımalarının 17 milyar dolarlık kısmı yabancı araçlarla yapılıyor.

İlk iki çeyrekte yapılan yaklaşık 107 milyar dolarlık ithalatın yüzde 16’sı karayolu lojistiği ile tamamlandı.

Bu taşımaların 220 bini türk plakalı araçlarla yapılırken, yabancı plakalı araçları yüzde 5 artışla 15 bin taşıma gerçekleştirmiştir. Bu taşımaların toplamının geçen yıla göre yüzde 1 artış gösterdiği belirtildi. Bu iki grubun Pazar payları ise sırasıyla yüzde 68 ve 32 olarak belirtildi.

Depo yönetiminde ses teknolojileri ile %30’a varan tasarruf/ Salı Teknoloji Sohbetleri

Luca Venturini (1961 doğumlu) Aralık 2011 tarihinden beri Replica Sistemi'nin İhracat Müdürüdür. Luca Venturini, Replica Sistemi Group'una 1995 yılında katıldı ve patlamakta olan iletişim teknolojisi üzerine odaklanan bir satış temsilcisi olarak başladığı görevinden iki sene sonra, Replica'nın internet hizmeti sağlayan bölümüne liderliğini üstlendi. 2000 yılında ise büyük müşteriler satış müdürlüğüne terfi etti. özellikle ulaşım ve lojistik konusundaki geniş kapsamlı uzmanlığı ile birkaç yıl içerisinde ulaşım ürün-hattını, böyle zorlu bir pazarın zirvesine yükseltti. Luca'nın her zaman Replica Sistemi'nin yöntemlerini ve zorluklardan yılmayan ruhunu paylaşması, onu, Group'un Fikirlerini ürünlerini ve nasıl-yapılır bilgilerini dış ülkelere sunmak konusunda en iyi aday haline getirdi. ılında Replica Sistemi Türkiye piyasasına girmeye karar verdi ve böylece Luca İhracat Müdürlüğüne yükseltildi ve muhtemel Türk Ortaklarının uzun bir listesi içerisinden Obase'yi seçti. Şu anda, depo yönetimi ve lojistiği konusunda Sese-dayalı çözümler gibi yenilikçi ve uygun fiyatlı teknolojiler sunarak Türkiye'de anahtar bir rol üstlenmek üzere kurulmuş yeni şirket olan Replica Emea'nın faaliyetlerini oturtması ve geliştirmesi dönemini takip için Türkiye'de yaşamaktadır.

Sohbet toplantımızda özetle depo yönetiminin her aşamasında kullanılan “Ses Teknolojileri” en yüksek toplama işleminde performans gösterdiği.

Ürünleri yerleştirme için kullanılacak taşıyıcının etiketlenmesi sonrası kullanıcı her defasında barkodu okutmak yerine sadece taşıyıcı barkodunun son rakamlarını okuyarak yerleştirme yapabileceği. Bu çalışmanın ürün yerleştirmede yüksek verimlik sağladığı.

Yazılım tarafından üretilmiş metinleri sese, kullanıcının ses ile söylediklerini de yazılımın kullanabileceği metinlere çeviren bir teknolojinin operatörler ile konuşabilmeli ve dinleyip anlamalı. Bu nedenle sistem en azından Türkçe olmalı ve mümkün ise dünyanın değişik noktalarındaki depo yönetimi için çoklu dil desteği olması gerekliliği.

Var olan ses teknolojilerinin WMS yazılımı ile entegrasyonun önemli noktaları ile var olan benzer teknolojilerin kıyaslamaları konuşuldu.

Önümüzdeki etkinliklerde tekrar görüşmek ümidiyle yapılan sunumu sizinlerle de paylaşıyoruz :
PDF: Ses Teknolojisi ve Depo Yönetimi (WMS)

Konu Yönetici Özeti : Depo yönetiminde ses teknolojileri ile %30’a varan tasarruf nasıl sağlayabilirsiniz, depo yazılımları, genel sorunlar ve öncelikli ses çözümlerinin entegrasyonu hakkında konuşulacak. Hızlı ürün toplamada sesle çalışmanın nasıl kolaylaştırıcı olduğu örnekleri konuşulacaktır.

Kimler Katılmalı: Lojistik Sektörü Yöneticileri, Depo ve  Antrepo Müdürleri, IT Müdürleri

Teknoloji Sohbeti Nedir? : Konu odaklı sohbetlerimizde kısa bir giriş sunumdan sonra konunun uzmanlarıyla aklınızdaki projeleri ve var olan projelerinizdeki uygulama sorunlarını konuşabileceğiniz ”Teknoloji Sohbetlerini” özel konularla ve sınırlı sayıda katılımcıyla sürdüreceğiz.

Toplantı Yeri
Büyükdere Caddesi Garaj Sokak Andsoy Apt. No:4 K:3 D:6 Mecidiyeköy – Şişli İSTANBUL
Harita:  http://www.selectbilisim.com/iletisim/ 

Toplantılarımıza katılmak için LCV yaptırmayı unutmayın.

Luca Venturini
(1961 doğumlu) Aralık 2011 tarihinden beri Replica Sistemi’nin İhracat Müdürüdür.
Luca Venturini, Replica Sistemi Group’una 1995 yılında katıldı ve patlamakta olan iletişim teknolojisi üzerine odaklanan bir satış temsilcisi olarak başladığı görevinden iki sene sonra, Replica’nın internet hizmeti sağlayan bölümüne liderliğini üstlendi. 2000 yılında ise büyük müşteriler satış müdürlüğüne terfi etti.
özellikle ulaşım ve lojistik konusundaki geniş kapsamlı uzmanlığı ile birkaç yıl içerisinde ulaşım ürün-hattını, böyle zorlu bir pazarın zirvesine yükseltti.
Luca’nın her zaman Replica Sistemi’nin yöntemlerini ve zorluklardan yılmayan ruhunu paylaşması, onu, Group’un Fikirlerini ürünlerini ve nasıl-yapılır bilgilerini dış ülkelere sunmak konusunda en iyi aday haline getirdi. ılında Replica Sistemi Türkiye piyasasına girmeye karar verdi ve böylece Luca İhracat Müdürlüğüne yükseltildi ve muhtemel Türk Ortaklarının uzun bir listesi içerisinden Obase’yi seçti.
Şu anda, depo yönetimi ve lojistiği konusunda Sese-dayalı çözümler gibi yenilikçi ve uygun fiyatlı teknolojiler sunarak Türkiye’de anahtar bir rol üstlenmek üzere kurulmuş yeni şirket olan Replica Emea’nın faaliyetlerini oturtması ve geliştirmesi dönemini takip için Türkiye’de yaşamaktadır.