• Home
  • Archive by category "Sektörel Haberler"

Kombine Taşımacılık Nedir ? Türleri Nelerdir ?

kombine taşımacılık nedir yazı içi görsel | Webnak Blog

Kombine Taşımacılık, nakliyede taşıyıcı birimlerinin (aktarılabilir konteynerler ve benzer kaplar) çıkış terminalinden hedef terminale kadar en az iki farklı taşıma modu ile (yani karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu ile) taşınması demektir.

Özellikle konteyner ile yapılan taşımaların son 20 yıl içinde gelişmesi paralelinde, uzun mesafelerin daha az maliyetli olan demiryolu ve denizyolu ile taşınması ve istasyondan ya da limandan son teslim noktasına kadar olan taşımaların da karayolu ile yapılması ile oluşan taşıma yöntemidir.

Kombine Taşımacılık, iki farklı taşımacılık biçimini yani demiryolu ile karayolu ve denizyolu ile karayolu bağlantılarını birleştirilmesi ile uzun mesafeli taşımacılıkta ideal bir bağlantı niteliğindeki denizyolunun ve demiryolunun kitlesel taşımacılık özelliği ile yük toplama ve dağıtım için kısa mesafeli taşımacılıkta tartışmasız karayolunun esnekliğini birleştirir. Kombine taşımacılık esas olarak aynı zamanda uzun mesafelerde karayolu ile taşınan her türlü ürünlerin taşınması için uygun niteliktedir.

Kombine Taşımacılığın tercih edilmesi durumunda sağlanan taşıma modu yararları şöyle özetlenebilir:

  • Demiryolu ve denizyolu taşımacılığı ile yüksek taşımacılık güvenliği altında büyük miktardaki yüklerin uzun mesafelere taşınması
  • Karayolu taşımacılığı ile esnek yükleme ve dağıtım fırsatlarının sağlanması
  • Farklı ürünlerin taşıyıcı birimler ile biraraya getirilmesi ile yüklerin kombine edilebilmesi
  • Her iki taşımacılık biçiminin birleştirilmesi ile sağlanan diğer fırsatlardan ideal düzeyde yararlanma olanağı
  • Tek taşıyıcı birim (konteynır v.b.) kullanılması ile, yeniden yükleme olmadan ve taşınan ürünler tekrar ellenmeden taşıma yapma imkanı

Ekonomik yararları ise şu şekilde özetlenebilir;

  • Ağır yükler için önemli bir taşımacılık avantajı sağlar.
  • Karayolunda oluşan geçiş ücretlerinin ve ek maliyetler ortadan kalkar.
  • Dalgalanan yakıt fiyatlarından etkilenmez.
  • Araç ve personel gereksinimini azaltır, araç maliyetleri düşer.
  • Uygulanan yasaklardan istisna sağlar.
  • Denizyolu ve demiryolu ile yüksek taşımacılık güvenliği sağlanır.
  • Trafik sıkışıklığını azaltır (trafik yoğunluğu/kazalar azalır).

Taşıma modu ve ekonomik yararları ile birlikte ekolojik yararlarını da belirtmek gerekirse; karayolu ile çok sayıda araç ile yapılan taşıma yerine, demiryolu ve denizyolu ile büyük miktarların tek seferde taşınması sayesinde, çevre ve iklim dostu taşımacılık biçimi ile daha düşük COsalımı sağlar ve iklim değişikliği sorununa olumlu katkı yapar.

Üçüncü Köprünün Lojistik Sektörüne Faydaları

shutterstock_135507167

Yapılacak yeni köprünün sektörde planlama gücünü arttırırken maliyetleri de azaltması bekleniyor.

Lojistik sektörüne yaraması planlanan üçüncü köprü inşaatı hızla devam ediyor. İstanbul’da günde ortalama 1500-1600 araç trafiğe katılıyor ve bu araçlar var olan araçlara eklenince trafik katlanabilecek durumlardan çıkıyor. Üçüncü köprü ise bir umut olarak görülüyor. İnşaat tüm hızıyla devam ederken şuana kadar toplam 50,6 milyon metreküp kazı, 21,8 milyon metreküp dolgu çalışması yapıldı. Tamamlandığında ise dünyanın en büyük asma köprülerinden biri olacak olan bu köprünün, sektörde planlama ve yakıt tasarrufu konusunda yararlı olacağı belirtiliyor.

Açıklanan rakamlara göre, şu an üçüncü köprü inşaatında 6 bin 500 işçi ve 600 mühendis çalışıyor. Yapım maliyeti ise 3 milyar dolar civarında olacak.

Dur-Kalk’ların Azalmasıyla Büyük Tasarruf Bekleniyor

Tır ve kamyonların üçüncü köprüye transferiyle dur-kalk’tan kaynaklanan yakıt maliyetlerinin azalması bekleniyor. Kulağa büyük bir tasarruf yaratacakmış gibi gözükmese de, 6,7 milyar TL’lik bir tasarruf azımsanmayacak seviyede. Sektör yetkilileri, dev yatırımların lojistik sektörüne önemli oranda katkı sağladığını belirterek, TIR ve kamyonların üçüncü köprüye transferiyle geçişlerin hepimiz için rahat ve tasarruflu olacağı söylendi. Nitekim üçüncü köprüye ek olarak yapılan Kuzey Anadolu Otoyolu, üçüncü havalimanı ve İzmit Otobanı gibi projelerle şuanda yapılmakta olan ticaretin %20 artacağı planlanıyor

Afet lojistiği depreme hazırlanıyor

‘Sıfırıncı dakika müdahale’ hedefiyle ülke çapında 27 lojistik merkezi kuruluyor. İşletme ve tüm taşıma işlerini Alternatif Lojistik üstlendi. İstanbul için Kocaeli’de büyük bir merkez inşa ediliyor

Afet lojistiği depreme hazırlanıyor

Lojistiğin müsteşarlığı kurulmalı

Lojistik sektörü temsilcileri, bütün çıkış kapılarında yollarının kesildiği görüşünde. UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, uluslararası taşımacılıkta karşılaşılan engellerin Türkiye’nin ihracatına karşı tarife dışı engele dönüştüğünü ifade etti

Güçlükler ihracatımıza karşı operasyon gibi

Lojistikçiler, çıkış, gümrük kapısı engellerin Türkiye’nin ihracatına karşı operasyona dönüştüğünü söyledi. Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin (UND) çizdiği haritaya göre sorunsuz çıkış kapısı neredeyse yok. 15 gün beklenilen kapılar var. Bir haftalık sefer 40 güne çıkabiliyor. UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, “Açık söylüyorum. Kapıkule’de Bulgaristan’ın engel koyması var” dedi. UND İcra Kurulu Başkanı Şener, “Kış gelmiş Türkmenistan’a çocuk montu satıyorsunuz, o pazarda rakibiniz sizi kapıda bekletiyor” diye konuştu.

Kapıkule, Hamzabeyli ve İpsala kapılarında ortalama bekleme süresi 2-3 günü, İran yönlü Gürbulak ve Esendere’de 5-7 günü, Habur’da 3-4 günü, Sarp ve Türkgözü’nde ortalama bekleme süresi 1-2 günü buluyor. Irak’ın doğusu ve güneyine gidilemiyor. Suriye kapalı, tampon bölgenin ötesi yok. Mısır Ro Ro hattı da 22 Nisan itibariyle kapandı. Rusya için Ukrayna yolu kapalı. Türkmenistan’a bir haftalık yol 40 gün alabiliyor… Lojistik sektörü temsilcileri bu bekletmelerin tek nedeninin kapasite yetersizliği olmadığı, durumun Türkiye’nin ihracatına karşı tarife dışı engele dönüştüğüne dikkat çekiyor. UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, “Kapıkule’de çok açık söylüyorum Bulgaristan tarafının engel koyması var” dedi. UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, doğudan batıya, güneyden kuzeye, bütün çıkışlarda sıkıntı yaşandığını, rakip ülkelerin Türkiye’nin ihracatına karşı tutumlarını, lojistiği yavaşlatarak gerçekleştirdiklerini söyledi. Şener, “Tarif dışı engeller var. Mesela İran’ın buradan sizi geçirmiyorum demesi tarife dışı engel. Bu, Ortadoğu’ya dış ticaretini geçirmiyorum demek. İran, Ortadoğu pazarında Türkiye’nin rakibi. Kış gelmiş Türkmenistan’a çocuk montu satıyorsunuz, İran sizin kapıda bekletiyor. Kendi ürününü satabilir. Türkiye’nin ihracatla büyüdüğünü görenler engellemeye çalışıyor” dedi.

Şener’in, harita üzerinde işaretlediği kapılar ve sorunlar neredeyse ‘yol kesme’ boyutunda. Cuma günü çıkan bir araba Bulgaristan’a ancak salı günü geçebiliyor. Türk ihracatı zaman zaman İran’a 15 günde geçemiyor.

“Kapıda engellenen AB’nin malı” 

Lojistikte en önemli sorunlardan birinin Kapıkule’de yaşandığına dikkat çeken UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, “Kapıkule’de bugünkü şartlarda günde 1.600 TIR geçebilecekken 700 geçiyor. AB’den aldığı fonla 8 peron yaptı ama açmıyor. Temmuzda açacaktı. Peronları açmamakla Türkiye’nin ticaretinin önüne engel koyuyor. Kapıkule’de Bulgaristan çok açık söylüyorum Bulgaristan tarafının engel koyması var. Burası sadece Türkiye’nin kapısı değildir. AB kapısıdır. Geciktirilen mallar AB’nindir. AB’yi, Dünya Ticaret Örgütü’nü göreve çağırıyoruz. Türkiye’nin AB’ye ihracatının yüzde 50’si Türkiye’de yatırım yapmış AB şirketlerinin malı. Bu özellikle Almanya’ya iyi anlatılmalı. Almanya üç maymunu oynamasın. Çünkü Avrupa’ya ihracatın yüzde 29’unu Türkiye’de yatırım yapmış Alman firmaları yapıyor” dedi.

“Afganistan’dan geliyoruz sanki…” 

UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, “Türkiye’nin AB’ye coğrafi olarak yakın olmasının bir anlamı yok. Sanki Afganistan bölgesindeniz. Dünyada ticaretin daralıyor. Bizim ihracatta lojistik problemleri nedeniyle de azalma var. Batı kapılarında bizi tarife dışı uygulamalarla engelliyorlar. Avusturya’da, Slovenya’da vs. Suriye’ye 100 bin taşımamız sorun oldu. 40 bin transit geçişimiz sorun oldu. Mısır üzerinden gittik 40 bin, 6-7 bine indi. Mısır buna da izin vermedi. Türki cumhuriyetlere gidiyoruz. 8-9 milyar dolarlık ihracat potansiyeli var. İran üzerine yüklenmişiz bu kadar. İran’ın kendi öncelikleri, kapılardan önce İran araçlarının geçmesi gibi kurallar var. Türk ihracatı İran’a 15 günde geçemez halde. Hazar’ı açmaya çalışıyoruz, altyapı sorunları var. Orta Asya’ya için yeni yollar arıyoruz. Devlet de peşimizde. Hazar’da gemilerin sayısını artırdık, indirim yaptırmaya çalışıyoruz. Ukrayna ile Rusya savaşı o bölgeye yönelik taşımalarda büyük sıkıntı yarattı. Rusya’ya Ukrayna üzerinden gidiyorduk. Şimdi bu istenmiyor. Yeni yol arayışındayız. Ukrayna’ya gemicilik şirketleri çalışamıyor. Böyle bakınca bizim bütün çıkışlarımızda bölgesel, uluslararası krizler var” diye konuştu.

“Lojistiğin müsteşarlığı kurulmalı” 

UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, lojistik için bir müsteşarlık kurulmasını önerdi. Şener şöyle konuştu: “Türkiye’de dış ticaretiyle Ekonomi Bakanlığı ilgileniyor. Ulaştırma Bakanlığı geçiş izinleriyle ilgileniyor. Gümrük Bakanlığı kapı kontrolleri ile ilgileniyor. Biz diyoruz madem bu ülke dış ticaretle kalkınıyor, öyleyse Başbakanlığa bağlı dış ticaret lojistiği müsteşarlığı gibi bir kurum olmalı. Çünkü taşıma yollarınız yoksa ticaret mümkün değil. Bütün kurumlar üzerinde inisiyatif kullanabilecek bir otoriteye ihtiyaç var. Nasıl dış ticaret müsteşarlığı var, dış ticaretin lojistiği de düşünülmeli. Dış ticaret lojistiği müsteşarlığı kurulmalı ve direkt Başbakanlığa bağlı olmalı. Çetin Nuhoğlu da bu görüşü destekliyor.”

Lojistikçiler, Gümrük Birliği müzakeresinden kota sorununa çözüm bekliyor

Ekonomi Bakanlığı, AB makamlarıyla, Gümrük Birliği’nin yeniden müzakere edilmesi konusunda anlayış birliğine vardı. Konu uzun zamandır Türkiye’nin gündemindeydi. Önümüzdeki süreçte sektörlerin gümrük birliğinde aleyhine işleyen konular tek tek belirlenecek. Lojistik sektörü de anlaşmaya uymayan uygulamaların gündeme getirilmesini istiyor. UND Başkanı Çetin Nuhoğlu’nun değerlendirmesi şöyle:“4 maddelik bir talep var. En önemli konu şuydu; ‘Karayolu taşımacılığında kotalar kalkmalı.’ Diğer maddelerde iyileştirilmeli, tartışılmalı, çözüm bulunmalı şeklindeyken ‘karayolları kotaları kalkmalı’ diye çok somut bir şey verildi. Bence o 4 maddenin içerisinde şu anda en kısa sürede Türk tavrının netleştiği çok net bir alan var; kotalar! Bu zaten senelerdir haksız bir uygulamaydı. O nedenle çok kısa sürede kalması lazım. Dünya Bankası raporunda da kotaların malların serbest dolaşımını etkilediği yazıyor. O açıdan çok önemli bundan sonra çok net karar alınabilir. Bunu vermeye hazır olan AB bunu verirken taviz isteyecek. Bu tavizi vermemek lazım, dik durmak lazım. Bu bir hak çünkü. Bu bir hakkın teslimidir. Yeni bir hak verilmesi değildir. Yıllardır ihmal edilen bir konunun hayata geçirilmesidir. Bu anlamda da bunların hiç taviz vermeden sürdürülmesi gerekiyor.” UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener de Ekonomi Bakanlığı’nın gümrük birliği anlaşmasını yapan Ortaklık Konseyi Kararları’nın revizyonu için çalışma başlatıldığını hatırlatarak, “Çerçeve anlaşma imzalandı. Çerçevede 4 konu var. Bunlardan biri de taşıma kotalarının kaldırılması. Gümrük birliğinde mallar serbest dolaşacaksa araçları da bu serbestleşmenin içine dahil etmelisiniz diye bir ilan vereceğiz” dedi.

Hangi kapıda ne yaşanıyor?

Bulgaristan-Yunanistan

Kapıkule/Hamzabeyli / İpsala: Uluslararası karayolu taşımacılarının sıklıkla kullandığı Kapıkule, Hamzabeyli ve İpsala kara kapıları, Bulgaristan ve Yunanistan’daki sorunlar nedeniyle verimli kullanılamıyor. Bulgaristan AB kaynaklarıyla 8 yeni peron yaptı ama bir yıldır açmıyor. Bulgar kapılarında işlemler çok ağır ilerliyor. Yunanistan güzergahında sorunların ana nedeni de kapı kapasitelerinin son derece yetersiz oluşu. Ortalama bekleme süresi 2-3 günü buluyor.

Ukrayna-Rusya/BDT Ülkeleri

Sarp / Haydarpaşa / Zonguldak/ Samsun/ Kapıkule / Hamzabeyli: Türkiye’nin Ro-Ro ile Ukrayna üzerinden ve karayolu ile Bulgaristan üzerinden Rusya ve diğer BDT ülkelerine ulaşmasını sağlayan kara ve deniz sınır kapıları var ancak yetersiz sayıdaki Rusya Geçiş Belgesi kotası sebebiyle potansiyelin sadece 1/4’ü oranında ihracat yapılabiliyor. Türk taşımacıları potansiyelinin çok daha altında taşıma gerçekleştirebiliyor.

Gürcistan / Orta Asya BDT Ülkeleri

Sarp ve Türkgözü: Gürcistan’a, Gürcistan üzeri Orta Asya, Rusya ve BDT ülkelerine açılan ve Türkiye için stratejik konumda olan bir kapı. Dış ticaret yüklerinin bölgeye taşınmasında Hazar güzergahı, yüksek maliyetler ve ülkelerdeki engelleyici prosedürler nedeniyle verimli kullanılamıyor. Ortalama bekleme süresi 1-2 gün.

İtalya-Fransa/Avrupa

Pendik / Haydarpaşa / İzmir/ Çeşme / Mersin / Tekirdağ: Varış limanları Fransa ve İtalya olan ve buradan Avrupa’nın birçok ülkesine yapılan taşımalar, İtalya ve Fransa’nın kota kısıtlamaları nedeniyle engelleniyor. Özellikle İtalya’daki yetersiz kotalar bu ülkeye taşımaları 3 ay durduruyor. İtalya üzerinden transit tasımalar da yine kota engeline çarpıyor.

İran/Orta Asya
Gürbulak ve Esendere: İran’a ve Orta Asya ülkelerine açılan önemli kapı. Yoğunluğu fazla, bekleme süreleri uzun. Bunun en temel sebebi ise İran’ın eşit rekabet şartlarından uzak ayrımcı uygulamaları. Her yıl binlerce Türk aracı İran’ın bu uygulamaları sebebiyle yüklerini İran araçlarına aktarmak zorunda ka lıyor. Türkiye’nin Orta Asya ile ticaretinde engelleyici bir rol oynuyor. Yoğun dönemlerde ortalama bekleme süresi 5-7 günü buluyor.

Suudi Arabistan Ülkeleri

İskenderun: Suriye kapısının kapanması sonrasında Suudi Arabistan ve Körfez işbirliği ülkelerine gidecek yüklerin ulaşımı, İskenderun Limanı üzerinden gerçekleştiriliyor. Suriye üzerinden Körfez ülkelerine yapılan 40 bin adetlik taşıma, bölgedeki sorunlar nedeniyle güzergah değiştirdi. İskenderun Limanı üzerinden bölgeye yapılan tasımalar yüzde 85 düştü ve 6 bin adede geriledi. Şimdi bu hat da kapandı.

Suriye/Ortaodoğu

Cilvegözü / Öncüpınar: Türk araçları sadece tampon bölgeye kadar yük taşıyor ve yüklerini Suriye plakalı araçlara aktarıyor. Elleçleme gerçekleştiği için gümrük sahasının ve tampon bölge alanının genişletilmesi Türkiye ve bölge ihracatı için hayati önem taşıyor.

Kuzey Irak/Irak
Habur: 
Ortadoğu transit geçişi için en önemli alternatif. Ancak 1992 yılı itibari ile bu kapıdan sadece Kuzey Irak’a taşıma yapılabiliyor. Dünya’da en çok araç çıkısının gerçekleştiği sayılı gümrükler arasında. IŞİD tehdidi sonrası Orta ve Güney Irak’a da taşımalar yapılamıyor. Bekleme süresi 3-4 günü buluyor.

Bursa, lojistik sektörünün yeni gözdesi oldu

Lojistik sektörü rotasını dış ticaret hacminin yanı sıra hızlı tren ve otoyol projeleriyle stratejik önemi artan Bursa’ya çevirdi. 2 yılda 71 yeni aktörün eklendiği sektörde rekabet had safhada

BURSA -Hızla büyüyen global lojistik sektörü, Türkiye’de üs haline getirdiği İstanbul’dan üretimin ve sanayinin yoğun olduğu bölgelere kaymaya başladı. Otomotiv, tekstil, makine ve gıda sektörleriyle ön plana çıkan Bursa, lojistik sektörünün yeni gözdeleri arasında yerini aldı. Kentin cazibesi; limanları, hızlı tren ve otoyol projeleriyle daha da artarken, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) 2012 yılında bin 13 olan lojistik ve taşımacılık sektöründeki firma ve şubelere ait üye sayısı son iki yılda 71 yeni üye ile bin 84’e ulaştı. Lojistik taşımacılıkta merkez konuma gelmeyi hedefl eyen Bursa’da, BTSO liderliğinde yürütülen Lojistik Köy Projesi kapsamında Lojistik Zirvesi hazırlığı da yapılıyor. Bursa’nın lojistik açıdan stratejik bir konuma geldiği görüşünde birleşen sektör temsilcileri, kentte faaliyet gösteren firma sayısının hızla arttığına ve bunun da rekabeti kızıştırdığına dikkati çekiyor.

Bursa’ya ilginin artarak büyüdüğünün altını çizen Sittnak AŞ Proje ve İş Geliştirme Müdürü Mustafa Yazıcı, bunun sebebini lojistik sektörü cirosunun yüzde 30-40’ının bölge firmaları tarafından oluşturulmasına bağladı. Bursa’daki oluşumun şubeleşme ile yaygınlaştığını belirten Yacızı, “Bursa, hava ulaşımı hariç deniz ve kara ulaşımında özellikle Doğu ve Güney Marmara ile İç Anadolu bölgelerine köprü görevi görmeye başladı. Yakın zamanda demiryolu ulaşımının da geleceği düşünülürse lojistik açısından stratejik bir konuma geliyor. Bursa’da yerleşik otomotiv ana ve yan sanayi firmaları çoğunlukta. Otomotiv sektörü stok maliyetleri çok pahalı olduğu için çok hızlı hareket kaabiliyeti istiyor. Lojistik firmaları istenilen bu hızlı hareket kabiliyetini yakaladıkları ölçüde kendilerini geliştirebiliyor. Bu açıdan Bursa firmaları lojistik sektörü açısından hayati önem arz ediyor” diye konuştu.

Türkiye’de lojistik sektöründe oyuncu sayısının olması gerekenin çok üzerinde seyrettiğine işaret eden Yazıcı, bu nedenle anormal bir rekabetin söz konusu olduğunu savundu.

‘İlgiye paralel pazar payında daralma yaşanıyor’ 

Bursa’ya artan ilgiye paralel olarak pazar payında daralma yaşandığının bilgisini veren Ekol Lojistik Güney Marmara Bölge Müdürü Tülay Gül, kentteki potansiyeli fark etmeyip bugüne kadar yatırım yapmayan firmaların son dönemde atağa kalktığını bildirdi. “Bursa, sanayi anlamında yakın zamana kadar İstanbul’un gölgesinde kalmış bir şehrimizdi” diyen Gül, “Otomotivde tabiri caizse İstanbul’u sollamasıyla, firmaların ilgisini çekmeye başladı. Lojistik açıdan altyapısı gelişmiş Bursa’nın, gelecekte ekonomisinin daha da gelişim göstermesiyle, lojistik üs olacağını öngörüyoruz” diye konuştu. Ekol olarak 1996 yılında Bursa’nın potansiyelini görerek yatırım yaptıklarını ve müşterileri ile ciddi diyalog ve güvene dayalı uzun soluklu işbirliklerini devam ettirdiklerini vurgulayan Gül, bölgedeki rekabet artışını aynı zamanda kalitenin yükselmesi anlamına geldiğinden olumlu bulduklarını belirtti.

‘Artan dış ticaret hacmi kenti ilgi odağı yaptı’

‘Artan dış ticaret hacmi kenti ilgi odağı yaptı’ DHL Global Forwarding Güney Marmara Bölge Müdürü Serkan Timur, Türkiye’nin dış ticaretine bakıldığında, Bursa’nın ihraç payı ile üçüncü sırada yer aldığını söyledi. “Özellikle bölgede otomotiv sektörüne yapılan yatırımlar nedeniyle beklentimiz, ihracat hacminin artması ve Bursa’nın 10 yıl içinde İstanbul’dan sonra ihracat hacmi ile ikinci sıraya gelmesi yönünde” diyen Timur, bölgede artan dış ticaret hacminin uzun vadeli planlar doğrultusunda lojistik firmaları için ilgi odağı haline geldiğini vurguladı. Gemlik limanlarının son 10 yılda yatırımlar sayesinde kapasite ve teknolojik altyapı kullanımı anlamında büyük gelişim gösterdiğine dikkati çeken Timur, “Bursa ve çevresinde ihracat yapan firmaların deniz taşımacılığında alternatif servis kullanma ve müşterilerine daha kısa sürelerde sevkiyat yapabilme imkanları önemli ölçüde arttı. Bu da yatırımcılar için bölgemizi daha cazip hale getirdi” dedi.